Knowee
Questions
Features
Study Tools

aşağıda bulunan metin üzerinden 1-isimler ve fiiller 2- zamanlar 3- zamirler 4-sıfatlar 5- zarflar 6- bağlaçlar ve edatlar üzerinden yapışık bir şekilde tümevarım ve tümdegelim konuları üzerinden ders sunumu hazırla

Question

aşağıda bulunan metin üzerinden 1-isimler ve fiiller 2- zamanlar 3- zamirler 4-sıfatlar 5- zarflar 6- bağlaçlar ve edatlar üzerinden yapışık bir şekilde tümevarım ve tümdegelim konuları üzerinden ders sunumu hazırla

🧐 Not the exact question you are looking for?Go ask a question

Solution

Özür dilerim, ancak belirttiğiniz metni sağlamadınız. Bu nedenle, belirtilen dil bilgisi konularını kapsayan bir ders sunumu hazırlayamam. Lütfen analiz etmemi istediğiniz metni sağlayın.

Similar Questions

aşağıda bulunan metinde isimler, fiiler, zamanlar, zamirler, sıfatlar, zarflar, bağlaçlar ve edatlar üzerinden tümevarım ve tümdengelim yaklaşımlarına yönelik bir ders sunumu hazırla. Bu sunumda, her bir dilbilgisi unsuru için tümevarım ve tümdengelim örneklerini açıklayarak, bu iki çıkarım türünün nasıl kullanıldığını ve metindeki dilbilgisi unsurlarının nasıl anlamlandırıldığını göster. Talebe-Hoca Komedyasını Asilleştirmek Hayali “Koridorda bekleyen talebeler… ve yıllardır kafama tokmak gibi inen iki kelime: sınıf yok. Gidişler, gelişler. ‘Fuzulî Anfisi’ ve yarım saat sonra, hakkı olmayan bir koltuktan hakaretle kovulan insanların utancı içinde, sığınacak yer aramak…” (Jurnal, 27.11.1963) “… Sosyoloji dalındaki kurlarım… derbederlikten kurtuldum. Elifbayı bilmeyen çocuklara Cuvillier okutuyorum. Yalnız Cuvillier mi? Sınıf bir nevi tribün. Dinleyiciler bilmedikleri dilden vaaz dinleyen bir alay bedbaht.” (Jurnal, 31.12.1963) “Derslere henüz başlamadım, çünkü başlamamı istemiyorlar… Herkesi rahatsız ediyorum… Başka bir seyyareden gelmiş gibiyim ve nesli tükenmiş tufan öncesi bir ucube…” (Mektuplar, 20.11.1966) “… Geçen cuma Rönesans’ı anlattım. Bu hafta Durkheim’i anlatacağım. Talebem bir hayli çok.” (Mektuplar, 17.4.1967) “İki saat Machiavelli’yi anlattım dinleyicilere. Dinlediler mi? Kim kimi dinliyor ki?” (Mektuplar, 8.4.1967) “Ben, insan haysiyetine yakışmayan bu talebe-hoca komedyasını kudret ve kabiliyetim nispetinde asilleştirmek hayaline kapıldım. Örneğim yoktu. İrfanı, toprağı dişlerimle ve tırnaklarımla kazarak yedi kat yerin dibinden çıkarmıştım. Çölün kumlarında altın zerreleri arayan adam…” (Jurnal, 7.8.1963)

Kontekst: Yukarı da bulunan metin üzerinden tümdengelim ve tümevarım yaklaşımına yönelik uygulamalı bir anlatım sunusu hazırlayınız. Lisem Üniversitem’dir Sonra Antakya Sultanîsi. İlk yıldan iki isim kalmış hafızam- da: Antuvan Efendi ile Lâmi Bey. Antuvan Efendi birkaç ter- cümesi basılmış bir Ermeni. Çiçeği burnunda bir kabiliyet Lâmi Bey de Satı Bey’in kurduğu ‘Dar-ül Muallimin-i Âliye’nin mezunlarından Ömer Hilmi gibi. Ama ona kıyasla daha akıllı, daha coşkun ve mesleğine yürekten bağlı. Garip bir metodu var. Kısaca tarihî veya mitolojik bir konu anlatı- yor, ‘Hadi yazın bakalım,’ diyor. Promete efsanesini ilk de- fa ondan dinlemiş ve şaşılacak bir hızla, yarı-manzum, ya- rı-mensur on beş sayfa karalamıştım. Lâmi Bey hayret etmiş ve numara yerine çok iltifatkâr bir-iki cümle kondurmuştu. Unutamadığım Ömer Hilmi, hikmetine akıl erdiremediğim nasihatler vermiş, şiirle uğraşmanın insanı felâkete sürük- leyeceğini anlatmağa kalkmıştı. Lâmi Bey ise, ilâhi bir mev- hibeden söz ediyor, ‘İlhâm, ilhâm,’ deyip duruyordu. Lâmi Bey’le dostluğumuz uzun sürmedi. Yukarı da bulunan metin üzerinden tümdengelim ve tümevarım yaklaşımına yönelik uygulamalı bir anlatım sunusu hazırlayınız.

Soru 5DOĞRUYağmurda sırılsıklam ıslandık.Ömer Beyler akşam bize yemeğe geldiler.Sen de mi aynı hataya düştün?Bu filim çok hoşuma gitti.Yukarıdaki cümlelerin hangisinde bir yazım yanlışı yapılmıştır ?A 1B 2C 3

Kelâm, Bütünüyle Haysiyettir İlk kitap: hafıza. Şaman veya rahip, yazının icadından sonra da imtiyazlarını titizce korur, fetihlerini uzun zaman yazıya dökmez, nesilden nesile sözle aktarır; sözle, yani nazımla. Sırlar, harflere tevdi edildiği zaman bile sokağın dili kullanılmaz. İlâhiler manzum, büyüler manzum, destanlar manzum. Şairler yoğurmuş dili, düşünceyi şairler uysallaştırmış. Beşiğinde Tanrıların dilini konuşmuş insan. Nazım en olgun meyvelerini verdikten sonra nesir doğmuş. Hantal, ürkek, acemi bir nesir. Nazım, imkânlarını araştıran düşünce: hatalarını bağışlatmak için mûsikinin yardımına muhtaç; musikinin, yani veznin, kafiyenin. Nazım, ifadenin çocukluğu: sevimli ve serkeş. Nesir, bütün nazımları kucaklayan bir orkestra: girift ve kâmil. Kur’an mensurdur: Yedi Askı* şairlerini secdeye kapandıran bir nesir. Büyük nâzımların çoğu, nesirde de büyüktürler: Namık Kemal* ve Hâşim* gibi. Ama istisnası bol bir kaide bu: hecenin en usta şairi Rıza Tevfik,* nesirlerinde ne kadar derbeder, ne kadar yavan. Genç naşirler, nazmın tehzibinden geçseler şüphesiz ki üslupları daha derli toplu, daha tanınan, daha ölçülü olurdu. Heyhat ki, nazımperdazlığın tiryakilik gibi tehlikeleri de var. Bazen, bütün dikkatini, bütün hünerini nazımda tüketiyor sanatçı; mısra “haysiyet”i oluyor, cümle “haysiyetsizliği. Oysa kelâm bütünüyle haysiyettir. Bugünkü “düz yazı”nın ne edebiyatla münasebeti var, ne haysiyetle: bed, cıvık, yüzsüz. Kelimeler, ibarenin içinde, tımarhaneden fırlayan akıl hastaları gibi koşuyor. Hepsinin sırtında aynı urba, bakışlarında aynı manasızlık. Nesir yok artık. Nazım var mı ki? Yukarıda ki metni tümdengelim ve tümevarım yaklaşımı üzerinden atıflayarak daha sonra aşagıda ki konu başlıkları çerçevesi altında örneklendiriniz. 1- İsimler: 2- Fiiler: 3- Zamanlar: 4- Zamirler: 5- Sıfatlar: 6- Zarflar: 7- Bağlaçlar ve Edatlar:

aşağıda bulunan metin üzerinden 1-isimler ve fiiller 2- zamanlar 3- zamirler 4-sıfatlar 5- zarflar 6- bağlaçlar ve edatlar üzerinden yapışık bir şekilde tümevarım ve tümdegelim konuları üzerinden ders sunumu hazırla Bir İmparatorluğun Anatomisi Kaçanlar: “Boğuluyoruz”, diyorlar… “Memleket bir zelzele arefesinde. Gitmek, kaderin hatalarını düzeltmektir. Cangıldan şehire, kasırgadan limana, kaostan tarihe kaçış.” Yükseliş devrinde aydın, toplumun herhangi bir ferdidir: zevkleri ile, zilletleri ile, mukaddesleri ile. Ne imtiyazı vardır, ne imtiyaz peşindedir. Tanzimat, Babıâli’nin* Avrupalılaşması. Bürokrasi, halktan da, saraydan da kopar. Aydın da bürokrattır, hem de çok nazlı, çok hassas, çok hercaî bir bürokrat. “Hâkim ideoloji, hâkim sınıfın ideolojisi” diyor kitap. Osmanlı ülkesinde hâkim sınıf, Fransız veya İngiliz burjuvazisi. Sarayın direnişi azaldıkça kapitalizm, taarruzunu yoğunlaştırır: keşişler, mektepler, mürebbiyeler, mason locaları… Osmanlı Bankası,* nişanlar, sefaret baloları ve Beyoğlu’nu zevk panayırına çeviren şuh aktrisler. Aydın, batan bir gemidedir. Ufukta rüyaların en muhteşemi: Avrupa. Servetin, şöhretin, şehvetin daveti. Azgın iştihaları vardı intelijansiyanın ve bu masal hazineleri kendisini bekliyordu. Avrupalı dostları lütufkârdılar. Karşılık olarak biraz “ihanet” istiyorlardı sadece. Halk oynanan oyunu seziyordu, insiyaklarıyla. Ve maziye sığınıyordu; maziye, yani hatıralarına, mukaddeslerine. Tek ümidi kalmıştı: saray. Ve saray çatırdıyordu. Aydın için padişah, kendisini dünya zevklerinden ayıran bir hâil idi. Padişah olmasa, Avrupa’nın emrinde ve Avrupa’nın inâyetiyle kendisi yönetecekti devleti. Hürriyetçiydi, terakkiciydi, medeniyetçiydi. Halkı savaşa hazırlamak mı? Hangi halkı? Ne savaşı? Kime karşı savaş?

1/3

Upgrade your grade with Knowee

Get personalized homework help. Review tough concepts in more detail, or go deeper into your topic by exploring other relevant questions.